| 05 Eylül 2008, 14:28:26 |
|
 |
« : 05 Eylül 2008, 14:28:26 » |
|
Cem Karaca'yı 8 Şubat, Pazar günü yitirmiştik. Pazartesi günü de vefat haberini veren kısa bir yazının ardından hem ölüm haberi hemde hayatına dair kısa bir tanıtımdiyebileceğim İngilizce bir metni de eklemiştim. Çünkü bu sadece bizim için değil dünya için de bir haberdi. Türkiye politik tarihi böylesi engebelerle dolu olmasaydı, kimbilir belki de dünya ölçeğinde tanınabilirdi.Ayrıca tanınmadığını nerden biliyoruz ki, o ve grubu Apaşlar 1967'lerin Almanya'sında Almanları yerinden oynatıp, basında övgüler almamışlar mıydı? Ah o engebeler olmasaydı ah.... Hepimizin ayağına takılan engebeler ve yeniden başlangıçlar... O haber niteliği taşıyan ilk metinden sonra bu büyük ustayla ilgilidaha kapsamlı yazıp, çizmeye karar verdim. Işte aşağıda onun ölümünden sonra aziz hatırasına kaleme aldığım bir yazıyı bulacaksınız. Bu yazıdan sonra ise onun yaşamı ve müziği ile ilgili verilerden oluşan bir çalışmayı 'Rock Galeri' bölümünde bulabileceksiniz.
Aslında Pazartesi günkü yazımı Barış Manço'ya ayıracaktım.Hem 5. ölüm yıldönümü hem de onun eski bir plağının (LP), CD formatında piyasaya çıkışıyla ilgiliydi bu yazım.Yeniden CD olarak basılan eski albümlerin ,şirketlerin özensizliği sonucu neredeyse Barış Manço ismine zarar vereceğinden bansederken, ona yapılan vefasızlıklar aklıma gelmişti. Şimdi ise o yazının yerine Cem Karaca'nın vefat haberini yazacaktım. O da Barış Manço gibi Rock müziğimizde ayrı bir boyut ve dahi ekoldü. Bütün bunlar bir yana ikisi de Türkiye'nin simgeleşmiş isimlerindendi.
BİR ROCK KONSERİ GİBİ YAŞADI Cem Karaca, 70'lerin başında "Hafif Batı Müziği" veya "aranjman" diye isimlendirilen popüler müziğimizin içinde, "rock" tanımı daha telaffuz bile edilmezken rock müziği yorumunu getiren insanlardan biriydi. Üstelik bunu yaşadığı topluma yabancı düşmeden başarabiliyordu... Tıpkı Barış Manço, Erkin Koray gibi. O da ülkemiz rock müziğinin önemli ekollerinden biriydi. Bugün bile "Müslümün mahallesinde salyangoz satmak" deyişiyle adlandırılan bir müzik tarzını toplumumuzda oturtabilmişlerdi. Bunu yaparken hem bu tarzın müzikal boyutundan hem de yaşadıkları toplumun gerçeğinden taviz vermeme titizliğini göstermişlerdi. 60 yıllık yaşam merdiveninin 40 küsur yılını müziğe vermiş bu insanlar, kuşakların değişmesine karşın kalıcılıklarını korumayı başarmışlardı. Bugünlerin yeni kuşak pop yıldızları, onların eski 45'lik plaklarını yeniden yorumlayıp büyük payeler edebiliyorlar.
O eski günlerin rock ustalarının değişik arayış ve renkleri arasında Cem Karaca protest tavrı ile çağdaşlarından farklı bir politik çizgiye oturuyordu. Bu çizgi zaman tüneli içinde onu bir tür idolleşmeye götürecekti. Rock sahnesini çok iyi kullanmasının da payı büyüktü bunda tabi. Öyleki batılı çağdaşlarının yıllar içinde oluşan birikimine rağmen Cem Karaca onları aşarak başlıbaşına bir fenomen haline gelmesi şaşırtıcıydı. 68'lerin Batılı rockçılarına musallat olan "ilahlaşma, efsaneleşme", bizde de "devrimci" tanımıyla kendini yansıtacaktı. Bu idolleşme, yıllar içinde Karaca'ya ağır yükler yükleyecekti. Bu yüzden çoğu kez "dönek", "liboş", "dinci" gibisinden sıfatlarda ona yakıştırılacaktı. Aslında Cem Karaca'da bir değişiklik yoktu, sadece bir çok insan kendi hatalarını ona mal ederek bir anlamda "günah çıkartıp", vicdanlarını rahatlatıyorlardı. Eh idollüğün yasası buydu belki de.
İdol kavramının dışında onu değerlendirirsek, karşımıza özü koruyarak sürekli yenilenen bir rock müzisyeni çıkar. 68'lerde grubu"Apaşlar"la "beat" tarzı yaptığı rock, 77'lerde grubu "Kardaşlar' ve "Moğollar" la Anadolu sentezine ulaşacaktı. 70'lerin sonuna geldiğimizde ise "Edirdahan" ve "Dervişan" gruplarıyla "Progressive" ve senfonik bir tarzda rock örnekleri vermeye başlamıştı. Üstelik bunu dünyadaki örnekleriyle boy ölçüşebilecek müzikalitede başarırken, buralı olmaktan uzak duran bir "ecnebi hayranlığına“ da düşmeyecekti. O 80'li yıllardaki 8 yıllık yurdundan ayrılığı olmasaydı, bu evrimle dünya çapında ama bir okadar da buralı bir müzik çıkartabilirdi. Aslında o 80 yılına kadar olanları bile ciddiyetle ele alıp değerlendirsek, karşımızda zaten dünya ölçeğinde bir birikim olduğunu görecektik. Ah şu hafızasızlık illetimiz yok mu?
80'lere geldiğimizde 12 Eylül darbesiyle onu bu topraklardan kopartılmış gördük. Artık o Türk vatandaşlığından çıkarılmış biriydi. Onu oluşturan vatanından ayrıydı ve bu onu kahrediyordu. Kendisi bu yılları; "Ayağımın altından bir halı çekilmişti ve ben bir boşluğa düşüyor gibiydim." diye anlatmıştı. Türk vatandaşlığına tekrar alındığında onun vatan hasretini ve halkına olan düşkünlüğünü yansıtan şarkılarıyla karşılaştık. Ülkeye gelişinde Gülhane Parkında verdiği ilk konserde onu sahnede görmek gerçekten muhteşemdi. Geçen onca yıl sonrası 70'lerdeki sahne selamı halini alan "Gençler ve her zaman genç kalanlar" sözünü kanıtlarcasına sahnede görmüştük onu. O her zaman genç kalanlardan biriydi. Öyle ki geçen yaz ABD emperyalizmine ve işgaline karşı yapılan "Barışarock" konserinde gençlere taş çıkartırcasına sahneyi doldurmuştu. Öyle çoskuluydu ki bir ara ayağı takılarak yüksek platformdan düşecekti. Hemen ambulansa tedaviye alındı. Herkes sağlığından kuşkulu konser bitti derken 20 dakika sonra tekrar sahnedeydi ve konsere devam ediyordu.Cem Karaca rock konserinde yaşıyordu ve o sahne onunla büyüyordu. İşte o sahne öksüz kaldı.
Cem Karaca bu toprakların insanıydı ve vatan sevgisi onda bir tutkuydu. Bu toprakların işçisini, köylüsünü, memurunu,gencini yaşlısını kıskançca sevdiği için „devrimci“ydi. Aynı sevgi nedeniyle "dönek" yaftasını da yiyecekti. O ülkesine "döndü" ve bu halkı sevmekten vazgeçmedi. Son nefesine kadar sevdi ve o konseri bitirmedi.Şimdi bakıyorumda Cem Karaca hatasıyla sevabıyla bir "adam"dı ama bize unuttuğumuz birşeyi tekrar hatırlatıyordu; solcu olmak aynı zamanda da yurtsever olmaktı. Aptulik
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsanlar Sizlere İstediğini Yaptırabilir Ama Ne Düşündüğünüzü Asla..
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| 16 Ekim 2008, 16:59:41 |
Taha Kekilli
Bölüm Şefi


Diyarbakır
26 Mart 2008, 17:48:03
1120
11
Offline
|
 |
« Yanıtla #7 : 16 Ekim 2008, 16:59:41 » |
|
başkaydı cem karaca onu çok özlüyoruz ancak kıymeti bilinmiyo unutuluyo yavaş yavaş!!!
Olurmu ADam Öldükten Sonra Ben Dinlemeye Başladım Ve Şimdide Seviliyor Fan Adreslerine Bakabilirsin
|
|
|
|
|
Logged
|
İnsanlar Sizlere İstediğini Yaptırabilir Ama Ne Düşündüğünüzü Asla..
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| 26 Ekim 2008, 03:37:27 |
the_bigfather
Harbi Kekillist


hiçbir yer
27 Mart 2008, 17:44:11
845
7
Offline
|
 |
« Yanıtla #11 : 26 Ekim 2008, 03:37:27 » |
|
Dogrudur Abe Ama Onu Unutmuyoruz Unutmayacazda Unutturmayacazda ..
hayatta olduğun sürece unutturmazsın da peki ya senden sonrakiler ve onlardan sonrakiler dünya popülistleşiyor her konuda cem karaca barış mançonun popülist kültürdeki yeri ne kadar kii o yüzden unutulmazlar umarım diyebiliyorum sadece...
|
|
|
|
|
Logged
|
ölümüne kekilli alayına isyan...
|
|
|
|
|
| 04 Kasım 2008, 17:38:52 |
the_bigfather
Harbi Kekillist


hiçbir yer
27 Mart 2008, 17:44:11
845
7
Offline
|
 |
« Yanıtla #13 : 04 Kasım 2008, 17:38:52 » |
|
Şunu Söylüyebilirim Şu Anki Sanatçılarda Cem ve Erkın Koray Eserlerinden Aldığım Tat Ve Hazı Şu Anki Eserlerde Alamıyorum O Yüzden Unutulmaz Diyebiliyorum
kardeş ben zaten şarkıları unutulmaz demiyorum yaşam felsefeleri karakterleri örnek duruşları ve hatta değişen müzik anlayışıyla bazı şarkıları yok oplur diyorum bu senin benim için geçerli değil belki ama bi çok kişi için böle olacak... bu sadece bir öngrü...
|
|
|
|
|
Logged
|
ölümüne kekilli alayına isyan...
|
|
|
|
|
|