|
 |
« : 05 Eylül 2008, 11:23:20 » |
|
Rebel Moves’tan tanıdığımız Cem Özkan, ilk albümü ‘Kendimce’yle solo kariyerinde iyi bir başlangıç yaptı. Ama o gayet mütevazı ve albümün adı gibi kendisinin de hiçbir iddiası olmadığını belirterek ‘Müziğin ne iddiası olabilir ki?’ diyor
Sert müzik yapan müzisyenleri hep sert bilir ya da öyle olduklarını düşünürüz. 20 yıldır pek çok müzik türüyle ilgilenen ama en çok da rock’ın içinde olan Cem Özkan’ın ‘Kendimce’ isimli ilk solo albümü bu yılın başında müzikseverlerle buluştu. Rebel Moves grubundan da tanıdığımız Cem Özkan, içinden gelen müziğin yanına karşılıksız sevgisini de koyduğu albümünde sert ve yumuşak birçok şarkıya yer vermiş. Müziğin iddia barındırmadığını ve hayatın etrafımıza topladığımız sevgiden ibaret olduğunu söyleyen müzisyenle yeni albümünü ve yapacaklarını konuştuk...
20 yıldır müzikle yaşıyorsunuz, hem basgitar çalıp hem de şarkı söylüyorsunuz. Müzik eğitimi aldınız mı?
Hiç eğitim almadım. 1987 yılında rap müzik tutkunu bir genç olarak ritm box almak amacıyla bir müzik dükkanına gittim. Orada Tarkan Mumkale ile tanıştık. O da tam bir rockçı olduğu için “bırak bu rap’i, sen de tam basçı tipi var” dedi. Ve o gün beni kandırarak bas gitarı sattı. Ardından onların grubu China Band’e bas gitarist olarak katıldım. Bir gün solistimiz Berna Keser; “ben başka bir iş buldum” diyerek bizi bıraktı ve üç gün sonra ilk sahnemiz vardı. Tüm şarkıları prova yaptım ve o gece işin vokal kısmına da el atmış oldum.
Amerika’da da uzun süre müzik yapmış biri niçin geri Türkiye’ye döner?
Hiçbir zaman orada kalacağım fikrine sahip olmadım, oranın benim son durağım olmadığını biliyordum. Yaşamak için tercih edeceğim yer değil. Çok heyecanlı şeyler yaşadım orada, mesela Alanis Morisette’ye çalacaktım direkten döndüm. Bir şey olur ya da olmaz ama birikimlerimi kalkıp kendi ülkemde kendi insanlarıma sunarım, bundan daha çok mutlu olurum dedim. Amerika bir maceraydı.
Rebel Moves’u oluşturma fikri nasıl çıkmıştı?
Ömer Ahunbay, Hakan Özer ve ben zaten çok uzun zamandır arkadaşız ve aynı işi yapıyoruz. China Band’den sonra üçümüz beraber müzik yapmak istiyorduk ama onların işleri çok yoğundu. 2000’deki ekonomik krizde çok da fazla iş olmayınca haftanın 2-3 günü oturup değişik çalışmalar yapmaya başladık, sonra bunları neden bir sahnede yapmıyoruz dedik ve Rebel Moves böyle kuruldu.
Yabancı bir grup olduğunuz düşünülmüştü...
Evet, “Yeni Zelandalı bunlar” diyen bile oldu. Türkler bu kadar iyi grup müziği yapamazlar diye düşünülmüştü. Oysa şimdi ne gruplar çıkıyor hem İngilizce müzik yapıyorlar hem de zımba gibi! Umarım, dinleyicilerin her şeyden önce beklentileri değişir. Bu ülkede çok iyi müzisyenler var. Yeterli desteği görseler çok iyi yerlere gelecekler eminim.
ROCK’N COKE’DA OLMAK İSTİYORUM
Albümünüzdeki şarkılar, Rebel Moves’tan oldukça farklı. Grubun müzik rotasını kim belirliyordu?
Gruptaki çalışmada 6 kişi var. 6’da bir ben varım orada. Ne varsa harmanlanıp ortaya koyuluyor. Benim albümümde ise kendi kesemden çıkardığım çalışmalar var. Benim soundum tabii ki daha çok rock!
Rebel Moves’un, albümünüze katkısı oldu mu?
Hakan geldi bir keyboard katkısı yaptı, Ömer geldi vokal yaptı. Albüm aşamasında hep bir arada olamadık çünkü ben kendi stüdyomda çalışıyordum, ancak vakit buldukça gelip baktılar nasıl gidiyor diye.
‘Kendimce’ çok iddialı bir isim değil, sizce?
Herkesten, “senin gibi bir adam nasıl olur da bu kadar mütevazı biri isim koyar” şeklinde eleştiri alıyorum. Bu sene Televizyon Makinası’nın jeneriğini yaparken Okan Bayülgen’e vermiştim albümü. O da; ‘Kendimce’ diye albüm ismi mi olur, hadi bu ne ya!” dedi. Ben koydum adını ve gerçekten benim gibi hiçbir iddiası yok. Müziğin ne iddiası olur ki? Müzik yapıyoruz hepimiz. Dikkat çekmek için bir çabam yok, dikkat çekecek bir yanı varsa ilgi görür zaten zihniyetindeyim. Yaptığımız işin çok da büyütülmesinden yana değilim.
Jingle House ve prodüktörlük kısmından da bahsedelim…
Jingle House, Ömer ve Hakan’ın şirketi. Benim hiçbir ilgim yok. Üçümüzün ortak olduğu Music Shop adında bir firmam var. Bu hazır müzik kütüphanesi. Yurtdışından getirdiğim 70 bin eser kayıtlı ve isteyenler kiralayabiliyor. Bir de ‘Gece Yolcuları’nın albümünün prodüktörlüğünü yaptım.
Konserler var mı yakın tarihte?
Tanıtım konserini Balans’ta yaptık. Nisanda Shuft’ta akustik bir konser vereceğiz ama henüz tarihi kesin olarak belli değil. 1 Mayıs’ta da Babylon’da bir konserimiz olacak. Yine kesin olmamakla birlikte bu sene Rock’n Coke’da olmayı da çok istiyorum.
Albüm kartonetinde Allah’a bir şükür var. Rock müzik yapan bir müzisyenden çok da beklenecek cümle değil bu, öyle değil mi?
Müthiş sevgi dolu bir insanım. Karşılıksız iyilikler yaptığım zaman etrafımdakiler beni garipsiyor. Sevgiyi göstermede zaten çok büyük eksiğimiz var. Müziğim daha sertleşebilir ama hayatımız etrafımıza topladığımız sevgiyle doğru orantılı. Hep seven insanlar var etrafımda ve bunun için şükrettim. Ben biraz daha ortam bulsam daha ne sevgi yayacağım ortaya! Ferrari’yim de Doğan gibi kullanılıyorum!
Şarkılar aşklarımın tercümanı
Aşık olmak etkili oluyor mu bu şarkıları yapabilmek için?
‘Kendimce’ ve ‘Ben Böyleyim’ beni anlatıyor. Diğerleri de kadınlarla olan ilişkilerimi anlatan, o hislere tercüman olan şarkılar. Bir erkeğin derdi; ilk önce finansal sıkıntısı sonra karşı cinsle olan sıkıntısıdır. Aşık olmak, aşkı bulamamak ya da aşık olsan da karşılığını alamamak kamçılıyor tabii ki. Çoğu zaman sözsüz müzik yaparım. Sözlü şarkı yapmak, konuşan heykel yapmak gibi geliyor bana. Heykel anlatıyor zaten bir de bunun konuşmasına ne gerek var?
|