|
 |
« : 21 Şubat 2008, 14:19:00 » |
|
“Manyaklık derecesinde hassasım ”
Feridun Düzağaç albümüne gelen ilk tepkilerden memnun: "Orijinal Alt Yazılı için bazı dinleyicilerim 'utanç albümü' demişti. Şimdi 'Bu adama haksızlık etmişiz' diyorlar
Albümünüzün adı "Bir Devam Filmi/' Devam eden nedir? "Orijinal Alt Yazılı"dan sonra "artık başka şarkıların derdindeyim" demiştim. Ama başaramadım. O yüzden albümün adı "Bir Devam Filmi / Dinleyici "önceki albüme göre farklı" dese de benim kriterimde albüm çok not almadı. Ama siz böyle deyince dinleyici olarak artık ne desek boş... Öyle değil. Şarkıyı söyleyen ile dinleyen arasında kurulan bir bağ var Bunlar insani ve ortalama duyguların sarkılan. Bu yüzden de çok özel. Bunların şarkı değeri taşıyıp taşımadığına ise yirmi yıllık kariyerimle, içimdeki teraziyle karar veriyorum. Bu yüzden sorduğunuz her sorunun bende saatler sürecek yanıtları olabilir. Ama ilk tepkiler çok iyi. Çünkü "Orijinal Alt Yazılı"dan sonra canımı çok yakan bir dinleyici grubunun beni yeniden sahiplendiğini gördüm. Neden canınızı yaktılar? Bu albümü kariyerimde bir utanç albümü olarak algıladılar, çok sattığı için. Sanki o sarkılan satmak için yapmışım gibi.
HAYAL KIRIKLIĞI YAŞATTIM Dinleyicileriniz böyle derken para kazanmamanızı istediklerinin farkında mı? Onların değer yargılarında çok satmak iyi bir şeyse bunu isterler, değilse de tam tersi. Ama dert edinmelerini anlayabiliyorum. Çok bilinen adam olmamdan rahatsızlar. Bunu da anlayabiliyorum. Hani, bir film seyredersiniz ve bir sevdiğinize anlatmak istersiniz ama tam anlatacakken adam "biliyorum" der ve bir hayal kırıldığı yaşarsınız. Dinleyicilerin tepkisini de buna benzetiyorum. Ama aynı şey alternatif müzik yapan yabancılar için geçerli değil. Mesela Doors'un bilinmemesi pek ayıplanır. Bunu anlayabiliyorum. Çok insani bir şey. Kişisel ve de masum. Zaten bu duruma üzüldüm. Çünkü yapı olarak çok hassas ve alıngan biriyim. Hem de manyaklık derecesinde. Onların yanılmışız demesi de bu yüzden beni çok mutlu etti. Ne kadar hassassınız? Mesela bir arkadaşınız sizi görmese ve selam vermese alınır mısınız? Alınmakla kalmam. Şöyle söyleyeyim, hakkımda yazılan her şeyi kafaya takarım. Ekşi Sözlük'ü takip ederim, seviyor gibi yapıp hiç ait olmadığım yerlere beni itenler olunca o günüm gider. Hatta günlerim. Kendinize nasıl katlanıyorsunuz?Çok zor Böyle biri olmak çok yorucu. Ama bunu kendi doğrularımla ilgili bana tutulan bir ayna olduğunu düşünüyorum ve zamana bırakıyorum. Bu zamana bırakmalarımdan birinden de galip geldim. Bu albümün budur. Çünkü birileri "bu adama haksızlık etmişiz" dedi. Takıntılarınızın boyutu ne? Mesela yataktan ne kadar süre sonra uyursunuz? Çocukluğumdan beri fiziksel olarak çok zayıftım. Hiçbir zaman 65 kilo olmadım. Liseden beri aralıklarla doktora giderdim. Bir doktor da bana bu soruyu sordu ve "ortalama iki saat" deyince "Oha, bunun çaresi bende değil" dedi. Bu biraz nörotik bir şey bu.
TERAPİ GÖRDÜM Aileniz, çevreniz nasıl başa çıkıyor sizinle?Şu an yalnız yaşıyorum. Başa çıkamadılar çünkü. Bunlar kendimde bitecek şeyler. Yer yer destek aldığım oluyor. Bütün ilaçlan, hapları, antidepresanlan biliyorum. Hayatla baş edebiliyor musunuz?Edemiyorum. Özellikle bir zamandan beri. Bu yüzden sık sık Bozcaada'ya gidiyorum. Çünkü bu şehirde kalırsam olası değişik finallerim şöyle olacak; cinayete kurmak gitmek, katil olmak ya da intihar etmek. Çünkü yayaya yol verdiğim için küfredenlerle aynı şehirde oturmak bana zor geliyor. Bunu insanları üzmek için demiyorum, hayat bizi bu hale getirdi. Benim yedi yaşındaki kızım bile eğitim sistemi sayesinde şimdiden rekabeti öğrendi. Bu ruh hali trafiğe de başka şeylere de yansıyor. Bozcaada'da ise masal diyaloglarına sahne oluyorsunuz. Bir köpeğin doğumuna gidiyorsunuz. Başka şeylerin derdine düşüyorsunuz, paylaşarak yaşıyorsunuz. Bu yüzden sürekli kızımdan izin alıyorum orada yaşamak için. Müzik sizin tek çarenizmiş. Düzenli bir işte falan çalışamanız imkansız gibi görünüyor.Çalışamadım da. Denedim ve yedi ayda üç iş değiştirdim. Artık insanlara da ayıp oluyordu. "Boş ver" diyeceksin ama bu sözden nefret ediyorum. Çünkü bunu dediğim kişi insan. İstanbul'da yaşamaya devam etmek beni bu yüzden eğitim gönüllüsü kılacaktı. Trafikteki öküzü, yoldaki adamı eğitmek gibi. Nefretin bu kadar acımasızca yaşandığı bir ortamda bunlar da çok tehlikeli. Tüm bunların nedeni bir şeylere inanamıyor olmanız olabilir mi? Terapinin, depresyonun ekmek, su gibi hayatımıza girmesinin nedeni inançsızlık değil mi. İnanan birini mesela bir Müslüman’ı kıskanıyor musunuz? Gerçekten inanan birini kıskanıyorum ama beni inançsızlığa sevk eden şeylerle de yüzleştiler mi diye de sorarım. Asıl hayatlarındaki disipline gıpta ederim. Bir şeye inanıyorlar ve disiplinleri var. Ama benim kafam karıştığında bana bir şey söyleyecek kimse yok Onlarınsa kitapları var.
|
|
|
|
|
Logged
|
Seni düşünüyorum yine, Çünkü sen ben yaşadıkça varsın, Sen var oldukça ben düşüneceğim, Ben düşündükçe seni seveceğim,
|