
Al Şöhretini Sok Gözüne!
10 Temmuz 2007 Salı
Tarkan’a ulaşabilir misiniz veya Çelik'e? Ekran ve sahne haricinde asla! Musti’ye, Kenan’a veya muadili birisine ulaşabilir misiniz? Saltanat sürdükleri şatolarındaki korumalarını atlatırsanız (kaza kurşununa gitmeden) belki bir iki kelam edebilirsiniz.
Peki, hayranlık duyduğunuz bir parti liderine ne kadar yakalaşabilirsiniz? Holding patronlarının bir kilometre yakınına bile sokulamazsınız. Çünkü onları diğerlerinden daha da önemli kılan fazladan trilyonlarca paraları vardır. Bu tip insanlarla bir semt pazarında Rauf Denktaş gibi karşılaşma imkânınız sıfırdır.
Ama Fatih Sultan Mehmet bunlar gibi bir duvar koymadı halkı ile arasına, doğru mu? Hatta Turgut Özal’ın da halkının içinde daha mutlu olduğu anlatılır, eğer doğruysa… Günümüz sanat dünyası içinde Haluk Levent, Ceza, Baha, Fatih Kısaparmak, Nurettin Rencber, Murat Çelik, Üç Hürel ve Timur Selçuk gibi insanlarla her an her yerde karşılaşabileceğimizi ve selamlaşabileceğimizi biliriz.
Murat Göğebakan, Feridun Düzağaç, Cahit Berkay, Erkin Koray ve hatta Ajda Pekkan’la bile bir çorbacıda karşılaşma şansınız oldukça yüksektir.
Çünkü bu tarz insanlar geldikleri yere asla sırtlarını dönmezler. Ve her zaman kendilerinden büyük bir Allah’ın olduğunun farkındadırlar. Ve hiç bir zaman diğer insanlarla aralarına korumalar koyma gereği duymazlar.
İzmit Büyükşehir Belediye Başkanının adını duymuşsunuzdur. Adı İbrahim Karaosmanoğlu. Mesela onunla İzmit’in bir parkurunda spor yaparken karşılaşıp selam verebilirsiniz. Ayrıca son derece sıcak ve samimi davranacağından da kuşkunuz olmasın. Çünkü bende onunla tokalaşıp selamlaşan insanlardan biriyim.
Peki, bir insanın sesi ve duruşu etrafına yansır mı? Elbette ki yansır. Elbette ki bizler nasılsak öyle yöneticilerimiz olacaktır. Bizler nasılsak öyle şarkıcılarımız ve sanatçılarımız olacaktır. Bizler nasılsak patronlarımız da öyle olacaktır. İşçiler, memurlar hatta çocuklarımız bile öyle olur. Bizler nasılsak geleceğimiz öyle olacaktır. Bizler nasılsak Başbakanımızda öyle olacaktır. Sahi biz nasılız yahu? Siz söyleyin…